Viyana’dan sadece bir saat uzaklıkta ama bambaşka bir dünya: Bratislava. Tuna’nın kıyısında sakin, yürüyerek keşfedilebilecek kadar kompakt ama dolu dolu bir şehir. 36 saatte dolu dolu keşfettiğimiz bu sevimli Orta Avrupa kenti, sakince akan temposu ve taş sokaklarıyla akılda kalıcı bir mola sundu.
İlk durağımız Most SNP (UFO Bridge) oldu. Tuna üzerindeki bu ikonik köprüden hem şehrin hem de nehrin panoramik manzarasını izlemek, Bratislava’ya başlamak için harika bir yol. UFO kulesine çıkıp şehrin kuşbakışı görüntüsünü seyretmek heyecan vericiydi.
Köprüden kısa bir yürüyüşle vardığımız Bratislava Kalesi, Tuna’ya bakan konumu ve şehir manzarasıyla nefes kesici. Bahçelerinde yürüyüş yapmak, şehrin tarihini hissetmek ve Tuna’nın serin esintisini yüzümüzde hissetmek unutulmaz bir deneyim.
Kaleden aşağıya inerek St. Martin Katedrali’ne uğradık. Şehrin simge yapılarından olan bu gotik katedral, bizim gibi tarih meraklıları için özel bir durak.
Ardından eski şehrin taş sokaklarına daldık. Michalská Kapısı, şehrin Orta Çağ’dan kalma tek şehir kapısı olarak tarihi bir geçiş noktası sunuyor. Türkiye’den gelen herkes gibi biz de bu kapıda yer alan pusuladan İstanbul’u bulduk ve fotoğrafımızı da çektirdik. Dar sokaklarda yürürken Schöne Náci ve Čumil (kanaldan çıkan adam heykeli) ile samimi fotoğraflar da çektirmeyi unutmadık. 🙂
Primate Sarayı, pastel renkleri ve mimarisiyle zarif bir mola noktası. Apponyi Palace ve Múzeum mesta Bratislavy, Bratislava’nın geçmişini anlamak isteyenler için güzel duraklar. Biz vakit bulamadık ama bir dahaki sefere muhakkak gezeceğiz. Hemen yakındaki Old Town Hall ve Maximilian’s Fountain, meydanda kısa bir kahve molası için ideal.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önündeki bahçelerde yürüyüş yapmak, şehrin hareketinden kısa bir kopuş sağlıyor. Şehrin bu bölgesinde sabah ve akşam saatlerinde gün ışığının değişimi ayrı bir keyif.
Akşam üzeri Eurovea Embankment boyunca yürüyüş yapmak, Tuna kıyısında modern Bratislava’yı görmek ve gün batımını izlemek için birebir.
Bratislava Flagship Restaurant: Geleneksel Slovak lezzetlerini denemek için bizce doğru adres. Bryndzové halušky ve Slovak çorbaları mutlaka tadılmalı.
Meanto: Kahve ve hafif atıştırmalıklar için sıcak bir mola noktası idi.
Şehirden ayrılmadan önce son durağımız The Blue Church (St. Elizabeth Kilisesi) oldu. Masalsı mavi dış cephesi ve zarif mimarisiyle Bratislava’ya veda etmek için en güzel yerlerden biri.
Bratislava, Tuna’nın kıyısında 36 saatlik küçük bir kaçamakla bile bizi kendine hayran bırakan bir şehir oldu. Her köşesinde huzuru, her adımında bir hikâyeyi hissettiren bu küçük kent, Avrupa rotalarımız arasında sakin ama unutulmaz bir sayfa açtı.



