**”Konuşmacı Olarak Davet Edildim, Ama İşten Ayrılınca ‘Değerim’ Sorgulandı: Profesyonel Kimlik Neden İşe Bağlı Olmamalı?”**
Bugün ilginç bir deneyim yaşadım. Üç ay önce, lojistik sektöründeki tecrübelerimi paylaşmak üzere bir panele konuşmacı olarak davet edilmiştim. Bugün, organizatör arkadaşım arayıp şu soruyu sordu:
*”Ahmet Bey, işten ayrılmışsınız. Panel için artık bir kurumun ‘etiketini’ taşımıyorsunuz. Nasıl devam edelim?”*
Şaşırdım. Çünkü:
✔ **Konuşmayı yapacak olan benim**, eski şirketim değil.
✔ **Bilgi ve deneyim**, işten ayrılınca buharlaşan şeyler değil.
✔ **Katılımcılar**, “Ahmet X firmasında çalışıyor” diye dinlemiyor; “Ahmet bu işi biliyor” diye dinliyor.
Organizatörün samimi endişesini anlıyorum: Kurumsal bir isim, etkinliğe “prestij” katıyor olabilir. Ancak bu bakış açısı, **profesyonel değerin “işsizlik” durumunda eksildiği** yanılgısını da besliyor. Oysa:
🔹 **Değer**, CV’deki son şirketin logosu değil, birikimdir.
🔹 **Trendleri anlatma yetkinliği**, o anki iş durumuna bağlı değildir.
🔹 **Sektördeki insanlar**, “şu an nerede?” sorusundan çok “ne biliyor?” sorusuna odaklanmalı.
**Kendime not:** Hiçbir davetiyeyi, üzerine yapıştırılan “etiket”le kabul etme. **”Ben” olarak değer katabildiğim yerde konuşayım.**
**Sektöre not:** Profesyonelleri, “şu anki işleriyle” değil, “yapabildikleriyle” değerlendirin.
*Peki sizce: Bir konuşmacının “değeri”, bağlı olduğu kurumdan mı yoksa bilgisinden mi gelir?*



