Hatırlıyorum, pandeminin ilk aylarıydı. Kimsenin dışarıya çıkmadığı, hatta çıkmaktan korktuğu, betonarme duvarların soğukluğundan bunaldığım bir dönemdi. İçimde yeşile, toprağa duyduğum özlem her geçen gün artıyordu.
O dönemde, site bahçıvanının ilgilendiği küçük bir bahçem olduğunu hatırladım. İşte o an, içimdeki bahçıvan ruhu uyanıverdi.
İlk başlarda ne yapacağımı bilemiyordum. Saksılara hangi çiçekleri dikeceğimi, hangi sebzeleri yetiştirebileceğimi araştırdım. İnternetten, kitaplardan bilgi topladım; site bahçıvanından ve büyüklerimden tavsiyeler aldım. İlk denemelerimde başarısızlıklarla karşılaştım elbette. Bazı çiçekler soldu, bazı sebzeler yetişmedi. Ama pes etmedim. Her hatadan ders çıkardım.
Zamanla toprağı tanımaya başladım. Onun dokusunu, kokusunu, nemini öğrendim. Bitkilerin dilini çözmeye başladım. Onların ihtiyaçlarını, isteklerini anlamaya çalıştım. Her sabah erkenden kalkıp bahçeme çıktım. Bitkilerimle konuştum, onları sevdim. Onlar da bana karşılık verdiler, büyüdüler, çiçek açtılar, meyve verdiler.
Bahçemde geçirdiğim her an, benim için bir terapi gibiydi. Toprağa dokunmak, bitkilerin yeşilliğine bakmak, çiçeklerin kokusunu içime çekmek, beni stresten uzaklaştırdı, zihnimi dinlendirdi. Bahçemde geçirdiğim zaman, bana sabrı, sorumluluğu, özveriyi öğretti. Kendi yetiştirdiğim domatesleri, biberleri yemek, bana tarifsiz bir mutluluk verdi.
Bir keresinde, bahçemde küçük bir salatalık fidesi dikmiştim. Gün geçtikçe büyüdü, çiçek açtı ve minik bir salatalık verdi. O minik salatalığı ilk kopardığımda, içimde tarifsiz bir heyecan ve mutluluk hissettim. Sanki bir mucizeye tanık olmuştum. Kendi ellerimle yetiştirdiğim bir salatalığı yemek, bana bambaşka bir tat verdi.
Bahçecilik, benim için sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi oldu. Toprakla buluşmak, bana doğayla daha yakın bir bağ kurmayı öğretti. Yaşamın döngüsünü, doğanın mucizelerini daha iyi anlamamı sağladı. Bahçem, benim için bir sığınak, bir huzur kaynağı oldu.
Şimdi bahçemde rengârenk çiçekler, yemyeşil sebzeler var. Her sabah bahçeme çıktığımda bitkilerimin bana gülümsediğini hissediyorum. Onlar benim dostlarım, benim yoldaşlarım. Toprakla oyunum, bana hayatın en güzel hediyelerini sunuyor.
Ve umudun hiç bitmediğini hatırlamaya devam ediyorum çünkü her kışın sonunda bahar mutlaka gelir ve her şey çok güzel olur!


