Bir Soruyla Başladı: “Sen de Başvursana…” – Şimdi Doktora Adayıyım

Hayatta bazen hiç hesapta olmayan bir karar, yepyeni bir yolculuğun kapısını aralayabilir. Benim yüksek lisans serüvenim de tam olarak böyle başladı. Aslında bu yola çıkarken tek amacım, eşim Zehra’ya ALES sınavında destek olmaktı.

Onunla birlikte soru çözdükçe kendi pratiğim de hızla gelişti. Bir gün, “Sen de başvursana,” dediğinde gülümseyip omuz silktim ama birkaç gün sonra kendimi ÖSYM başvuru merkezinde buldum. Sınava başvurdum ve fazla düşünmeden girdiğim bu sınavda, 80 sayısal sorunun tamamını doğru yanıtladım. Alan birincisi olmuştum.

O sırada Sakarya’da çalışıyordum ve sınav cumartesi gününe denk geliyordu. Haftanın altı günü çalışan biri olarak bu sınav için zaman ayırmak bile başlı başına bir mücadeleydi. O dönemlerde çalışma hayatında yüksek lisans gibi kişisel gelişim hedefleri bugünkü kadar desteklenmiyordu. Ancak gerekli izinleri almayı başardım ve sınava girdim.

Sınav sonucu sonrası, sıra yüksek lisansa başvurmaya gelmişti. Fakat bu noktada çalıştığım kurumdaki müdürümden resmi bir izin almam gerekiyordu. Oldukça saygı duyduğum ama bir o kadar da çekindiğim yöneticimin kapısını tedirgin ama kararlı bir şekilde çaldım. Hem çalışmaya hem de yüksek lisansa aynı anda devam etmek istiyordum.

İlk yanıt net bir şekilde “Hayır” oldu. Ancak kararlılığım karşısında yöneticim de esnek bir çözüm sundu: Eksik kalacak mesaileri cumartesileri tamamlamam ve tercih edeceğim üniversitenin Sakarya’ya yakın olması koşuluyla yüksek lisansa onay verdi. Bu benim için yeterliydi.

Üniversite seçimimde hem kurumun geçmişine hem de içimde oluşan hisse güvenerek tercihi Kocaeli Üniversitesi’nden yana kullandım. Mülakat günü geldiğinde, adayları teker teker içeri alıyor, akademik geçmişlerini ve motivasyonlarını sorguluyorlardı.

O dönem birlikte başvurduğumuz, sonradan aynı iş yerinde birlikte çalışacağımız bir arkadaşım moral dolu girdiği mülakattan neredeyse gözleri dolarak çıktı. “Ne oldu?” diye sorduğumda, “İsmet’i sordular, ben de bilemedim,” dedi. İlk anda ikimiz de ne olduğunu anlayamamıştık. Sonradan öğrendim ki mülakatı yapan hocalar aslında “SMED – Tek Dakikada Kalıp Değişimi” konusunu sormuşlardı. Pres planlaması yapan biri için doğrudan alana dair bir soruydu bu.

Benim sıram geldiğinde oldukça heyecanlıydım. ALES sonuç kâğıdım elden ele dolaşırken bana tek bir soru sordular:
— “Yüksek lisansı neden yapmak istiyorsun?”
Sadece iki kelime çıktı ağzımdan: “Kişisel gelişim.”
Hocalardan biri hemen ardından sordu:
— “Akademik kariyer düşünüyor musun?”
O zamanlar yanıtım netti: “Hayır.”

Bugünlerde  ise işler biraz farklı. Yüksek lisans tez danışmanım Prof. Dr. Kasım Baynal geçtiğimiz günlerde beni arayarak, doktora düşüncemi sordu. Bu defa yanıtım, “Olabilir,” oldu. Eylül’de görüşürüz dedik ve kapattık. Eylül ayında neler olur bilmiyorum. Çalışmaya başlar ve doktora maceramı ikinci plana atmak zorunda kalır mıyım? Ya da hocamın farklı planları olur mu? Hiç bir fikrim yok. Ama şunu çok iyi biliyorum:

Bazen bir yolculuk, en beklenmedik yerden başlar. Önemli olan o yolda yürümeye gönüllü olmaktır.

Eğer siz de benzer bir kararın eşiğindeyseniz; akademik hayat, kişisel gelişim ya da hayalleriniz adına bir adım atmak istiyorsanız… Unutmayın:

Her yol büyük bir planla değil, bazen küçük bir cesaretle başlar.

Denemekten korkmayın. Çünkü belki de siz de, sadece destek olmak için çıktığınız bir yolda kendinizle karşılaşacaksınız.

5/5 - (4 votes)

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir