Bilginin Kaderle Buluştuğu An: 2006’da Kenan Işık’ın Karşısında…

Mart 2006… Hayatımın unutulmaz aylarından biri.

Üniversite son sınıftaydım. Mezuniyet yaklaşıyor, gelecek planları havada uçuşuyor, zihin karmaşık ama bir o kadar da heyecanlıydı. Tüm bu yoğunluğun arasında bir hayalime daha kapı araladım: Bir bilgi yarışmasına katılmak.

O dönem ekranların en popüler bilgi yarışması “Kim 500 Bin TL İster”di. Bugünkü adıyla “Kim Milyoner Olmak İster”… Başvurumu yaptım, seçildim ve stüdyo o dönem okuduğum şehir olan İstanbul’daydı. Yarışma günü gelip çattığında, heyecan doruktaydı. Sunucumuz ise o dönemlerin karizmasıyla hafızalara kazınan Kenan Işık’tı. Onunla tanışmak ve stüdyoya adım atmak bile büyük bir deneyimdi.

Yarışmaya hazırlıksız değildim ama klasik ben: jokerleri kullanmak yerine mantıksal çıkarımlarla ilerlemeyi tercih ettim. Bu strateji belli bir yere kadar işe yaradı; ta ki 13. soruya kadar. O soruda takıldım. Ne acıdır ki, cevabı henüz rafta okumayı bekleyen ama çokça övülen bir kitapta karşıma çıkacaktı: Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler”i.

O ana kadar kitabı almış ama okumayı ertelemiştim. Yarışmadan sonra sayfalarını karıştırırken o sorunun cevabının resimli bir şekilde orada yer aldığını gördüm. O an kendi kendime gülümsedim: “Bu da kitapların gazabı olsa gerek!” dedim.

Hayalim büyüktü: Belki de Türkiye’de bu yarışmada tüm soruları doğru yanıtlayan ilk kişi olacaktım. Olmadı. 13. soruda elendim ama ikinci baraj ödülüne ulaştım. Daha önemlisi, bir hayalimi yaşadım.

O gün bugündür, bilginin sadece sınavlarda ya da kariyer basamaklarında değil, hayatın en beklenmedik anlarında da nasıl karşımıza çıkabileceğini hiç unutmam. Kitaplara, öğrenmeye ve hayallere olan inancımı pekiştiren bir deneyimdi bu.

Kim bilir, belki bir gün tekrar denerim. Bu kez jokerleri kullanmayı da ihmal etmem. 😊

5/5 - (3 votes)

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir