Bazı şehirler vardır; sadece gezmekle kalmazsınız, hissedersiniz. Sofya, bizim için işte tam olarak öyle bir yer oldu. Balkanlar’ın kalbinde, tarihî katmanlarıyla, ezan sesleriyle, anıtlarıyla ve bir zamanlar genç bir subayın kalbini bıraktığı izlerle dolu bir şehir…
Türkiye’den sadece birkaç saatlik mesafede ama asırlık hikâyelerle dolu bir başkent Sofya. Schengen vizeniz varsa ya da bizim gibi yeşil pasaportunuz varsa kolayca ziyaret edebilirsiniz. Biz de kısa ama anlamı derin bir hafta sonu kaçamağı yaptık ve etkisi uzun sürecek bir yolculuk yaşadık.
🌹 Güllerin Hikâyesi: Bastonun İçinde Getirilen Fidanlar
Sofya deyince ilk aklımıza gelen şeylerden biri: güller. Özellikle Vitosha Dağı’nın eteklerinden gelen mis gibi kokular ve her yerde karşımıza çıkan gül ürünleri bize, Isparta’nın güllerini hatırlattı. Ve o efsanevi hikâye geldi aklımıza…
Duyduk ki, bir zamanlar “Gülcü Baba” lakaplı bir adam, Sofya’dan aldığı gül fidanlarını bastonunun içine gizleyerek Osmanlı topraklarına, Isparta’ya kadar taşımış. Bugün dünyanın en kaliteli güllerinden sayılan Isparta güllerinin kökeni, işte bu zarif kaçakçılık hikâyesine dayanıyor. Sofya sokaklarında yürürken burnumuza gelen her gül kokusunda bu hikâyeyi yeniden yaşadık.
🕌 Bir Ezanın Yankısı: Banyabaşı Camii ve Merkezde Duyulan Ses
Sofya’ya iner inmez duyduğumuz ezan sesi, bizi hiç beklemediğimiz kadar duygulandırdı. Şehrin merkezinde yer alan Banyabaşı Camii, Osmanlı’dan kalma en belirgin izlerden biri. Sessiz ama kararlı duruşuyla hem geçmişi hem bugünü selamlıyor.
Bir camiden duyulan ezanın bu kadar dokunaklı olacağını düşünmezdik. Sadece bir ibadet çağrısı değil, tarihe bir selam gibiydi.
🕊️ Gençliğin Kaldığı Yer: Atatürk’ün Sofya’sı
Sofya’nın bizim için bir başka anlamı da, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu şehirde askerî ataşe olarak görev yapmış olmasıydı.
O dönemlerde gittiği yerlerden biri olan Central Military Club, hâlâ tüm ihtişamıyla ayakta. Rivayete göre Atatürk burada bir davete yeniçeri kıyafetiyle katılmış ve Sofya toplumunda büyük ilgi uyandırmış.
Ama onun bu şehirle bağı sadece resmî görevle sınırlı değil. “Bir kız sevdim ataşeyken, vermediler. Gençliğimi bıraktım Sofya’da.” sözü, onun bu şehirde yaşadığı duygu yoğunluğunu belki de en sade ve çarpıcı şekilde anlatıyor.
Şehirde yürürken, sokak lambalarının altında onun izlerini, duygularını, gençliğini aradık.
🏰 Tarihin Sessiz Anlatıcıları: Tapınaklar, Anıtlar ve Daha Fazlası
İki gün boyunca şu noktaları keşfettik:
Aleksandr Nevski Katedrali: Kırım Savaşı’nda ölen Rus askerlerinin anısına yapılmış. Hem mimarisi hem anlamı ile etkileyici.
Kara Camii, Sveti Georgi Rotundası, Azize Sofya Kilisesi, Sveti Nikolay Rus Kilisesi, Azize Nedelya Katedrali: Her biri farklı inançların, dönemlerin ve toplulukların izlerini taşıyor.
Sofya Sinagogu ve Women’s Market: Çeşitliliğin ve çokkültürlülüğün en güzel örnekleri.
The Monument of Saint Sofia, Monument to the Tsar Liberator, Vasil Levski Monument, The Russian Monument, Statue of the Slaveykovs: Şehrin geçmişini ve kahramanlarını anlatan heykellerle dolu sokaklar.
🎭 Kültür ve Yaşam: Vitosha Bulvarı’ndan Ivan Vazov Tiyatrosu’na
Vitosha Bulvarı, mağazaları, kafeleri ve insan kalabalığıyla şehrin kalbi. Akşamları yürüyüş için ideal. Burada dondurma yerken bir masalda gibiydik. Hemen yakınındaki Hans & Gretel tatlıcısı ise çocukluk masallarını andıran bir durak.
NDK (Ulusal Kültür Sarayı) ve Ivan Vazov Tiyatrosu gibi yapılar da, Sofya’nın sadece tarih değil, sanatla da iç içe olduğunu gösteriyor.
🍔 Sofya’da Ne Yenir?
Yemek konusunda da oldukça şanslıydık:
Happy Bar & Grill: Lezzetli, uygun fiyatlı ve hızlı.
Boom Burgers & Booze: Adı gibi eğlenceli ve doyurucu.
✨ Son Söz: Sofya’da Geçen Kısa Ama Anlamlı Bir Hayat
İki gün yetti mi? Hayır. Ama iki gün bile Sofya’nın sadece bir şehir değil, bir ruh, bir geçmiş ve bazen de bir kalp yarası olduğunu anlamamıza yetti. Güller, ezanlar, anıtlar ve Atatürk’ün gençliğiyle örülmüş bu şehirde; biz de kendi duygularımızdan, anılarımızdan küçük bir parça bıraktık.



